İzmir'de Hak Temelli Yaklaşım Bağlamında Engellilik Eğitimi Düzenledik

Halkların Köprüsü Derneği’nden gelen talep üzerine, Halkların Köprüsü Derneği’nin yöneticileri, üyeleri ve gönüllüleriyle bir araya geldik ve İzmir’de “Hak Temelli Yaklaşımla Engellilik Eğitimi” gerçekleştirdik. İki gün süren eğitime, üyelerimiz Bahar Yavuz ve İmran Deniz Güner katıldı. Eğitim, üyemiz Bahar Yavuz tarafından verildi.

18 ve 19 Nisan 2017 tarihlerinde Halkların Köprüsü Derneği’nin kendi merkezinde gerçekleşen eğitime, Halkların Köprüsü Derniği Başkan Yardımcısı Yıldırım Şahin başta olmak üzere Derneğin yöneticileri, üyeleri ve gönüllüleri katıldı. Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cem Terzi ve yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Zerrin Kurtoğlu Şahin başta olmak üzere Derneğin yöneticilerinin, üyelerinin ve gönüllülerinin bir kısmı çeşitli nedenlerden dolayı eğitimde bulunamadı.

Eğitimde; engellilik kavramının tanımı ve kapsamı, engellilik alanındaki yaklaşımlar ve bu yaklaşım modellerinin içeriği, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin hazırlanmasına ihtiyaç duyulmasının sebepleri, Birleşmiş Milletler tarafından oluşturularak BM üyelerinin imzalamalarıyla yürürlüğe konulan, kadın ve çocuk hakları başta olmak üzere insan hakları alanındaki sözleşmeler ve yayımlanan bildiriler ile Engelli Hakları Sözleşmesi’nin arasındaki farklar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Sözleşme’nin imzacısı ve tarafı olması ve bunun doğurduğu hukuki ve sosyal sonuçlar, “evrensel tasarım ilkesi”, “makul uyumlaştırma”, “engelliliğe dayalı ayrımcılık”, “erişilebilirlik” kavramları başta olmak üzere Sözleşme’de düzenlenen temel kavramlar, Sözleşme’nin düzenlediği alanlar, engelli haklarının geldiği nokta ele alınarak geniş bir biçimde değerlendirildi. Engellilerin karşılaştığı sorunlar ve günlük yaşamda pratiklenen örnekler üzerine konuşuldu.

Eğitimin başlangıcında, Yavuz tarafından katılımcılara “engelli” denildiğinde akıllarına ilk gelen kelimeleri söylemeleri istendi ve “engelli” kavramının bu kelimeler üzerinden insanlarda ne tür çağrışımlar yaptığı üzerine konuşuldu. Yavuz’un “engellilik” ve “engelli” kavramlarının tanımlarını katılımcılara vermesinin ardından katılımcılar üçerli gruplara ayrıldılar. Katılımcılara engelli bireylerin karşılaştığı sorunları içeren sekiz senaryo verildi ve bu senaryoları okumaları ve her senaryonun altında bulunan bir adet çoktan seçmeli sorudaki seçeneklerden kendilerine en uygun geleni işaretleyerek senaryolar üzerinde fikir yürütmeleri ve o seçeneği neden işaretlediklerini gerekçelendirerek açıklamaları istendi. Grupların verdiği cevaplar üzerinden engellilerin karşılaştıkları sorunlar tartışıldı. Yavuz tarafından engellilerin günlük yaşamda karşılaştıkları sorunlar genel hatlarıyla aktarıldı. Engellilik alanındaki yaklaşım modellerinin “yardım modeli”, “medikal model”, “sosyal model” ve “hak temelli yaklaşım modeli” olmak üzere dört gruba ayrıldığı aktarılarak bu yaklaşım modellerinin tanımları yapıldı ve bu modeller çeşitli görsellerle desteklendi. Ardından bu yaklaşım modelleri bütün katılımcıların katılımıyla açık oturum biçiminde tartışıldı. Basında engellilerle ilgili olarak çıkmış olan üç değişik haber örneği katılımcılara dağıtılarak katılımcılardan bu haberleri okumaları istendi. Haber örneklerinin okunmasından sonra bu haberlerin hangi yaklaşım modelini yansıttığı konusunda toplu olarak tartışıldı. Eğitimin ilk gününün sonunda, tanımlar ve modellemeler üzerinden engelliliğe bireysel ve toplumsal bakış açıları değerlendirilerek yeti kaybının bir engellilik olmayıp sadece yeti kaybı olan kişinin bir durumu olduğu, yeti kaybı olan bireyin çeşitli alanlarda birçok açıdan engellenmesinin esas engelliliği yarattığı saptaması yapıldı.

Eğitimin ikinci gününde, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne neden ihtiyaç duyulduğu sorusu katılımcılara yöneltildi ve gelen cevaplar tartışıldı. BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin içeriği genel hatlarıyla katılımcılara aktarıldı. Bu Sözleşme’nin bizzat engelli bireyler tarafından hazırlanmasının önemine dikkat çekildi. Engellilerin sahip olduğu hakların, taraf devletlerin sorumluluklarının ve yükümlülüklerinin yer aldığı bu Sözleşme’nin bugüne kadar yapılan en kapsayıcı ve en modern Sözleşme olduğu, Türkiye tarafından da 2009 yılında kabul edildiği aktarıldı. Türkiye’nin Sözleşme’de hem imzacı hem de taraf devlet olduğu, taraf devlet olması sebebiyle Sözleşme’deki düzenlemelerle ilgili olarak sahip olduğu sorumluluklara uyması ve yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. Bu nedenle Türkiye’de engelli hakları konusunda atılan adımlar, engellilik alanında yapılan yasal düzenlemeler vb. konularda devletin Sözleşme’de öngörülen sürelerde düzenli olarak BM Engelli Hakları Komitesi’ne raporlar göndermekle ve Sözleşme’de öngörülen düzenlemelerle ilgili olarak raporun sunulduğu süre içerisinde Sözleşme’deki sorumluluk ve yükümlülükleri çerçevesinde ne gibi faaliyetler gerçekleştirdiğini aktarmakla yükümlü olduğu belirtildi.

Yavuz tarafından katılımcılara Sözleşme ile ilgili genel bilgiler verilmesinin ardından iki farklı çalışma yapıldı. İlk çalışmada, Sözleşme’de yer alan “Engelliliğe Dayalı Ayrımcılık”, “Makul Uyumlaştırma” ve “Evrensel Tasarım” başlıklarının tanımı yapıldı. Katılımcılar üç gruba bölündü. Her bir gruba bir başlık verildi. Gruplardan bu başlıklarla ilgili kısa bir skeç hazırlamaları ve bu skeçleri canlandırmaları istendi. İkinci çalışmada ise katılımcılara Engelli Hakları Sözleşmesi’nin bir nüshası dağıtıldı. Eğitimin ilk gününde konuşulan senaryolarda ele alınan engellilerin sorunlarına, sözleşmedeki hangi maddelerin çözüm getirebileceği gerekçeleriyle birlikte tartışıldı. Bu grup çalışmalarının ardından “erişilebilirlik” kavramı üzerine konuşuldu. Bahar Yavuz, Sözleşme’ye göre “engelli” kavramının “evrilebilir bir kavram” olduğuna, bu kavramdan daha kapsayıcı ve yeni bir kavramın ortaya çıkması halinde şu an kullanılan “engelli” kavramının yerine ortaya atılan yeni kavramın Sözleşme’de öngörülen “evrilebilirlik” ilkesi uyarınca kullanılabileceğine işaret etti.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ve temel kavramlar konuşulduktan sonra her bir katılımcıdan iki günlük eğitim boyunca “enn pozitif oldukları anı”, “enn düşünceli oldukları anı” ve “en çarpıcı hissettikleri anı” belirtmeleri istendi. Ayrıca, katılımcılar ve eğitmen Yavuz, eğitimle ilgili geri bildirimlerini sundu.

Katılımcılar eğitim boyunca küçük gruplara ayrılarak ilgili konular üzerine atölye çalışmaları gerçekleştirdiler. Bütün katılımcıların katıldığı toplu tartışmalar ve karşılıklı düşünce aktarımları yapıldı. Katılımcılara eğitimde ele alınan konular üzerine sorular soruldu, katılımcılardan gelen sorular cevaplandı. Sağlıklı bir tartışma ve verimli bir şekilde yürüyen karşılıklı düşünce aktarımlarıyla iki gün devam eden eğitim süreci başarıyla sonuçlandı.

Eğitim sonunda iyi dilek ve temennilerin ardından katılımcılar, üyelerimiz Bahar Yavuz ve İmran Deniz Güner ile birlikte ayakta toplu fotoğraf çektirdiler.
Fotoğraf albümü için tıklayın

kategori: